HD READY NEDİR ?

HD | 01:16 |

‘Yüksek Çözünürlük - High Definition’ konusundaki tüm gelişmeleri takip edebilmek için ilgili kavramlara tek tek göz atmak gerekir. Görüntü teknolojisinde “camdan-cama” diye bir tabir vardır ki; bir görüntünün kaydedildiği nokta ile izlemeye sunulduğu nokta arasındaki süreci anlatırken kullanılır. Buradaki ilk “cam” kelimesi; kamera merceğini, ikinci “cam” kelimesi ise televizyon camını ifade eder. İşte aslında anlatacağımız hikaye bu iki cam arasındaki serüvenle ilgilidir ve ilk camda başlamaktadır.Bugüne kadar kullanılan ve daha iyisini keşfetmek için yarışılan görüntü teknolojilerinin amacı, ilk cama çarpan bir görüntüyü hatasız ve kayıpsız olarak diğer camda gösterebilmektir. Bu nedenledir ki teknoloji yarışı sadece görüntüyü gösteren ekranlarda değil; o görüntüyü kaydeden kamera, oynatan cihaz ve yayınlayan uydu kanalı gibi kulvarlarda da hızla devam etmektedir. Bir görüntüyü gözün gördüğü keskinlikte ve hatta daha detaylı gösterebilmek için, öncelikle görüntü yüksek kalitede ve pürüzsüz çekilmeli, kayıpsız olarak iletilmeli ve en ince detayı bile gösterebilecek kadar iyi bir ekranda sunulmalıdır. İşte bu doğrultuda teknolojinin gelişmesiyle karşımıza yeni yeni terimler çıkmış, analog yayınlar yerini dijital yayınlara bırakmış, tüplü televizyonların saltanatı plazma ve LCD televizyonlarla sallanmış ve kasetli video oynatıcıları da yerini VCD, DVD veya DivX oynatıcılarına bırakmıştır. Tam bunları tanımaya ve alışmaya çalışırken, her şeyin aslında daha yeni başladığını gördük. Çünkü artık şimdi gündemde olan; HDTV yayınlar, “HD Ready” uyumlu plazma ve LCD televizyonlar, HD kameralar ve Blu-Ray disk gibi yeni teknoloji kavramları... Aslında, “High Definition” (yüksek çözünürlük) konusundaki tüm gelişmeleri takip edebilmek için yukarıdaki kavramlara tek tek göz atmak gerekiyor.Dijital yayın90’lı yılların ortalarında uydu yayınları analog teknolojinin terkedilmesiyle dijital olarak yayınlanmaya başlayınca, kullanıcılar analog uydu alıcılarını dijital olanlarıyla değiştirmek zorunda kaldılar. Dijital yayınlarda görüntü ve ses bilgileri bugünkü bilgisayar dili olan “1” ve “0”lardan oluşan ve üzerinde birçok uygulama yapılabilmesine olanak tanıyan “110100101” şeklinde bir dijital formata dönüştürülerek işleniyordu. Bu 1 ve 0’ların yerleri değiştirilerek yayın şifreli hale getirilebiliyor, kendi aralarında tekrar gruplandırılarak yayın boyutu sıkıştırılabiliyor ve iletildiği noktada tekrar eski haline getirilerek şifresi çözülüp yayın neredeyse kayıpsız bir biçimde ilk haline dönüştürülebiliyordu. Bu sayede kullanıcılar kristal netliğinde prüzsüz bir görüntü ve DVD kalitesinde bir ses ile yayını izleyebiliyorlardı. Buna ek olarak, yayıncı kurum ile kullanıcı arasında ve hatta kullanıcıların kendi aralarında televizyonları üzerinden iletişim kurup haberleşebilecekleri, alışveriş yapıp, kendi program akışlarını diledikleri gibi yapabilecekleri interaktif bir ortam meydana gelmişti. Ülkemizde küçük yerel yayın kuruluşlarının da dijital teknolojiye yönelmesiyle, analog yayınlar hemen hemen ortalıktan kalkmış gibi görünüyor. Hatta özel bir dijital yayın platformu tarafından yukarıda bahsedilen interaktif uygulamalar beş yılı aşkın bir zamandır kullanıcılarına sunuluyor.HDTV yayınDijital yayınların uygulanmaya başlamasıyla beraber, yayın maliyetlerinde bir düşüş, bant genişliklerinde bir artış ve dolayısıyla bir kapasite fazlasının ortaya çıktığı görülmüştür.İşte bu durum, dijital yayın teknolojisinin kullanılmaya başlamasından neredeyse 25 sene daha öncesinde ortaya çıkmış uyuyan bir devi uyandırmış, yani HDTV (High Definition TV) teknolojisini tekrar gündeme getirmiştir. Zira, HDTV teknolojisi o kadar kaliteli bir içeriği ifade ediyordu ki, bu boyuttaki bir yayını o dönemlerde kullanılan analog yayın sisteminin taşıması bir hayli külfetliydi.Bir Japon yayın kuruluşu olan NHK (Nippon Hoso Kyotai), 1968 yılında çalışmalarına başladığı ve “muse” adını verdiği ilk HDTV teknoloji yayınının prototip denemesini 70’li yıllarda yapmış, daha sonra bu teknolojiyi başta ABD olmak üzere diğer ülkelere de benimsetmeye çalışarak uluslararası bir standart haline getirmeyi amaçlamıştır. Fakat Amerika’da özellikle o dönem yerel yayıncıların karşı çıktığı bu sistemi, Amerikalılar geliştirerek analog formattan kurtarıp 90’lı yıllarda tamamen dijital bir HDTV teknolojisine dönüştürdüler. 1995 yılında Amerikan FCC (Federal Communications Commission) kuruluşunun HDTV formatını bir standart olarak ilan etmesiyle, bu teknoloji artık resmen kullanılmaya başlandı. Bugün başta Japonya, ABD ve Avrupa’da olmak üzere HDTV teknolojisi bir standart halini almış, HD formatında yeni içerikler ve yeni kanalların katılmasıyla gelişerek yakın geleceğin vazgeçilmez bir yayın ilkesi haline gelmiştir. Yayın kuruluşları alt yapılarını hızla bu standarda göre uyarlarken, televizyon üreticileri ise bu yayınlara uygun gelişmiş cihazlar üretip “HD Ready” adı altında ayrı bir kalite standartı oluşturmuşlardır. Amerikan FCC kurumu 2006 sonunda tüm yayın sisteminin HDTV formatına uygun hale dönüştürüleceğini ilan ederken, Avrupa’daki bir çok yayın kuruluşu da bu yılı bir milat olarak görüp hazırlıklarını büyük ölçüde tamamlamaya çalışıyor. 2006 Dünya Kupası’nın HD olarak çekilip HDTV formatında yayınlanacak olması, yayıncılar ve televizyon üreticileri için ciddi bir sınav niteliği taşıyor.HDTV ekranHikayenin bu bölümünde bizi neyin beklediğini kavrayabilmek için aklımıza şu soru geliyor: “HDTV tam olarak nedir ve bana ne fayda sağlar?” Bu soruyu en basit şekilde şöyle cevaplayabiliriz: HDTV uyumlu bir televizyon ile mevcut standart televizyonlarda aldığımız yayının beş katı kadar bir yayın bilgisini alabiliriz. Bu da, çok büyük ekranlı televizyonlardaki en ufak detayı bile çok net olan yüksek çözünürlüklü görüntüleri, DVD kalitesinin ötesinde bir ses ile izleyebileceğimiz ve birçok interaktif uygulamaları yapabileceğimiz anlamına geliyor. Bir yüksek çözünürlüklü görüntünün ne demek olduğunu ve bunun nasıl detaylı biçimde görüntülendiğini anlamak için önce “piksel” kavramını açalım: Televizyon ekranındaki bir görüntü, “piksel” olarak adlandırılan farklı renk (R,G,B - Kırmızı, Yeşil ve Mavi) ve ışıklıktaki noktalardan oluşmaktadır. Görüntünün “çözünürlük” (resolution) olarak ifade edilen kalitesi, bu noktaların en ve boy için olan sayılarının çarpımından ibarettir. Bu sayı ne kadar yüksek olursa görüntünün “tanımlılığı” (definition) o kadar yüksek olur. Bu görüntüyü gösteren ekranın çözünürlüğü ise, yatay ve dikey satırların sayısı ile ifade edilir. Genelde düşey çözünürlük olarak belirtilen bu sayı, mevcut televizyonlarda 625 satırdır. 1940’larda ABD NTSC ismini verdiği 60 Hz/525 satırdan oluşan bir sistemi benimserken, Avrupa ise 50 Hz/625 satırlı “pal” ve “secam” sistemlerini kullanmaya başladı. Beş kat daha fazla detayHDTV formatına baktığımızda ise, sistem tam iki katı satır sayısını içeriyor. Yani ABD’deki sistemde 60 Hz/1050, Avrupa’dakinde ise 50 Hz/1250. Bu arada ekran genişliğinin yüksekliğe oranı anlamına gelen “Aspect Ratio” değeri standart televizyonlarda 4:3 olarak kullanılırken, HDTV yayını hedefleyen plazma ve LCD ekranlarda bu oran 16:9 olarak kullanıldı (Resim 1). Geniş ekran (widescreen) denilen bir ekran görüntüsü yüksek çözünürlüklü bir televizyonda 1920 piksel x 1080 satır veya 1280 piksel x 720 satır olabilir. Bu görüntüde çözünürlük standart bir DVD veya analog TV görüntüsüne göre en az beş kat daha yüksek detaya sahiptir. Analog televizyonda eskiden beri kullanılmakta olan “örüntüleme” (interlace) tekniği bu cihazlarda da kullanılabilmektedir. Tanımda bu özellik satır sayısının arkasına eklenen bir küçük “i” harfi ile örneğin “1080i” şeklinde ifade edilmektedir. Örneğin 1080i/50 şeklinde yazıldığında saniyede 50 alan örüntülü 1080 satırlık bir ekran görüntüsü akla gelmektedir (Resim 2). Örüntülü (Interlaced) tarama yerine alternatif olarak “Progressive Scan” (Progresif Tarama) getirilmiştir. Non-interlaced de denilebilen bu taramada resim karesi örülü iki yarım kare yerine her seferinde yeniden taranan bir tam kareden oluşur. Avrupa için tercih edilmiş olan standart budur. Bu da satır sayısının ardına konulan “720p” şeklinde bir küçük “p” harfi ile ifade edilir.Avrupa Yayın Birliği (EBU) Teknik Komitesi HDTV yayınlara ilişkin emisyon standartının “Progressive Scanning” tekniğine dayalı olması gerektiği ve şu anki optimum çözümün 720p/50 olduğunu, ancak uzun vadede 1080p/50 seçeneğinin de cazip göründüğünü açıkladı (Resim 3). Halen yapılacak yayınlarda progresif taramayı avantajlı gösteren birçok teknik görüş bulunmasına karşın EBU Teknik Komitesi bazı yayıncıların elde bulunan 1080i formatındaki program materyallerini değerlendirmek isteyebileceklerini de kabul ediyor. Ufak bir detay farkını da belirtelim: 720p tekniği daha çok aksiyon, spor sahnelerinde iyi bir performans gösterirken, 1080i formatı ise sanatsal içerikli detaylı görüntülerde çok iyi bir sonuç verir. 1920x1080 piksel yayını en yüksek çözünürlüklü HDTV yayını olup, şu anda Japonya’da kullanılmaktadır.HD ReadyHDTV yayınlarına uygun olan plazma ve LCD gibi ürünleri belli bir standart altında toplayıp, uygunluğunu test ederek belgelemek için “HD Ready” adı altında bir standart oluşturulmuştur. Üreticiler HDTV formatına uygun olarak ürettiklerini belirttikleri ürünlerini test ettirip bu logoyu ürünlerinde kullanmaktadır. Bu standarda haiz cihazlarda yüksek çözünürlüklü ekranların gerekli olmasının yanı sıra, DVI (Digital Visual Interface) veya HDMI (High Definition Multimedia Interface) gibi yüksek çözünürlüklü görüntü kaynağı girişlerinin de olması gereklidir. Bu HDMI girişinin ise, HDCP (High Bandwidth Definition Content Protection) adlı bir protokolü sağlıyor olması gerekmektedir. Bu protokol ile, HD görüntü kaynaklarının izinsiz biçimde kopyalanmasının engellenmesi hedeflenmiştir. Eğer cihazda HDMI girişi var ama HDCP protokolüne uygun değilse, görüntü izlenemeyebilir.Kısaca, HD Ready logosu olan ürün için şunlar söylenebilir:- Avrupa HDTV yayınlarını tam olarak göstermeye uygundur,- DVI/HDMI yüksek çözünürlüklü görüntü kaynağı girişi vardır,- HDMI girişi HDCP protoloküne uygundur.DVI/HDMI girişinin sağladığı farklılık şu şekilde de örneklenebilir: Herhangi bir DVD’den kaliteli bir görüntü aldığınızı ve televizyonunuzun da son teknoloji ürünü olduğunu varsayalım. Görüntü, dijital olarak alınmasına rağmen, iletilme biçimi ve bağlantı kablolarının yapısı nedeniyle analog hale çevrilir ve televizyona bu şekilde iletilir. Televizyonda bu sinyal tekrar dijital hale dönüştürülerek görüntülenir. Bu işlem sırasında bazı kayıplar meydana gelir. Televizyonunuzun bir HDMI girişi var ise, görüntü hiç bir formata dönüştürülmeden direkt olarak dijital formatta televizyonunuza gelir ve görüntülenir. Bu da size mükemmel bir ses ve resim kalitesi ile izleme imkanı verir. Hayata dair hiçbir detayı kaçırmamanız dileğiyle...“Yayın kuruluşları altyapılarını hızla yeni teknolojiye uyarlarken, televizyon üreticileri de bu yayınlara uygun gelişmiş cihazlar üretip ‘HD Ready’ adı altında ayrı bir kalite standartı oluşturdu.” Panasonic ve HD ReadyGönül rahatlığı ile söyleyebiliriz ki Panasonic plazma ve LCD ürünleri şimdiden bu teknolojilere hazır ve Avrupa’da yaygın olarak kullanılıyor. Orta ve üst segmentte yer alan Viera serisi plazma ve LCD televizyonlar, “HD Ready” logosu ile HDTV yayınlarına hazır biçimde kullanıcıların hizmetine sunuluyor. Bu logoya sahip olan ürünlerde HD ekran ve HDMI girişi mevcut olup, 1080i ve 720p sinyal formatlarını alabilecek bütün donanım bulunuyor. Özellikle 65” plazma televizyon, bu grubun en gözde üyesi durumunda gözüküyor. Önümüzdeki yıl özellikler daha da geliştirilerek “2 HDMI” girişli ürünler piyasaya sunulacak. Bu günlerde, güncel olan sadece HD ekranlardaki gelişim değil. Yoğun bir teknoloji savaşı içine girmiş yeni nesil DVD formatları da soluk kesen bir gelişme kaydediyor. Bunlardan HD-DVD ve Blu-Ray teknolojisi arasında yaşanan kıyasıya rekabet nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, ortaya çıkacak ileri teknoloji ürünlerinin kendisi lehine olacağının farkında olan bilinçli tüketici ise bu savaşı heyecanla takip ediyor. Ancak şunu da belirtmek gerekir: Her yeni çıkan teknolojiyle beraber tüketiciler kendilerini önce meraklı bir araştırma, ardından ise zor bir tercih ortamı içinde buluveriyor. Panasonic markasının da öncülüğünü yaptığı Blu-Ray teknolojisi tamamen farklı ve yepyeni bir format olarak ortaya çıkıp bir BD-ROM disk içinde 25-50 GB’lar mertebesinde bir kapasite sağlamasına rağmen, daha tanıdık bir teknolojinin geliştirilmiş hali olan ve 15-30 GB kapasiteli HD-DVD teknolojisi ise, daha ucuz maliyetli ve halihazırda kullanılabilir olduğu için bazı muhafazakar çevreler tarafından destekleniyor. Şimdi taraflar bir yandan ortak bir format üzerinde anlaşmaya çalışırken, diğer taraftan da film yapımcılarını kendi yanlarına çekerek bu savaştan galip ayrılmayı planlıyorlar.

Category: